El-Vedûd Anlamı
Ya Vedud
Esmaül Hüsna isimlerinden biri olan yüce Allah’ın 99 isimlerinden biridir. El Vedud esması ‘’Sevilmeye çok layık olan’’ anlamındadır. Allah kullarına çok merhametli ve bağışlayıcıdır.
“Ve O, Gafur’dur (mağfiret edendir), Vedûd’dur (çok sevendir)” – Buruc suresi 14. ayet
El Vedud ismi insanlar tarafından sevmek veya sevilmek için okunan dualar, esmaül hüsna zikirleri arasında yer almaktadır. Bu esmanın geçtiği sure ve ayetler şu şekildedir; Hud Suresi 90. ayet, Maide Suresi 54. ayet, Kamer Suresi 55. ayet ve Yunus Suresi 26. ayet
Allah (cc), salih amel işleyen kullarını sever ve onlardan razı olur. O, yaratılan tüm mahlukatın iyiliğini düşünmekte ve hepsine çeşitli nimetler sunmaktadır. Bu sebeple, kulları tarafından sevilmeye en layık olan da kendisidir.
El Vedud Anlamı Kısaca
Sevilen, sevilmeye çok layık olan, gerçek ve tek varlık. İyi kullarını seven, onlara rahmet ve bereketini ulaştıran, sevilmeye ve dostluğu kazanılmaya en çok layık olan, itâatkâr kullarını çok seven ve sevilmeye layık olan demektir.
Ebced Değer ve Zikri adedi 20‘dir. Zikir Saati Ay, Zikir Günü Pazartesi‘dir.

Özellikleri, Fazileti ve Faydaları:
Arapça Yazılışı ve Okunuşu
El-Vedûd : الودود
Yâ Vedûd : يَا وَدُودُ
Allah itaatkar kullarını, iman eden ve imanının gereği olarak, ibadet eden, emir ve yasaklarına uyan kulların daha çok sever.
Ebced değeri ve zikir sayısı ; 20
Zikir günü ; Pazartesi
Zikir saati ; Ay (Öğle namazından iki saat önce ve akşamdan bir saat önce. Gece okumalarında akşamdan sonra ve imsak vaktine doğru.)
El-Vedud isminin Özellikleri, Fazileti ve Faydaları:
Her gün 5 vakit namazdan sonra 400 kere “Ya Vedûd celle celâlühû” zikrine devam edeni herkes sever.
Her gün 20 kere “Ya Vedûd celle celâlühû” ism-i şerifini okuyan insanlar arasında sevilen birisi olur, hürmet, saygı ve ilgi görür.
Dargınları ve küs olanları barıştırmak için 200 kere “Ya Vedûd celle celâlühû” okunup dua edilirse, en kısa zamanda barışırlar.
Eşler bir yemek üzerine 1001 kere “Ya Vedûd celle celâlühû” okuyup yiyenlerin eşlerine olan sevgileri artar. Aralarındaki sevgi ve aşk artar.
Bu ismin tesiri oldukça fazladır. Bu ismi, usulüne uygun olarak zikreden kimsenin gönlü nurla dolar, kalbi genişler ve ferahlar.
Günde 20 kere “Ya Vedûd” ism-i şerifini okuyan kimse, halk arasında teveccüh ve ilgi görür. Sevilip sayılan bir kimse olur.
Pazartesi günü Sabah namazından sonra 400 kere “Ya Vedûd Ya Ğâfûr celle celâlühû” okunup dua edilirse, tövbeler kabul olunur.
El-Vedud ism-i şerifi, muhabbet, sevgi ve sevilmek, birinin kalbini kazanmak, sevilen bir kimse olmak için her gün vird haline getirilerek 20 kere okunur.
“Ya Vedûd” ism-i şerifini günde 400 defa okumayı alışkanlık edip sürekli okuyan kişi herkes tarafından sevilir sayılır. Başkalarını tesiri altına alır ve sevilen ve sözü dinlenen kimselerden olur.
Her gün 270 defa “Ya Vedûd” ism-i şerifini okuyan kişi borçluysa borcundan kurtulur, fakirse fakirlikten kurtulur.
Havassı ve Sırları
Ya Vedud ism-i şerifini zikretmeye devam eden kimseyi bütün insanlar sever, halkın kalpleri ona meyl ve muhabbet eder.
Bu esma, kalp bağlama ve muhabbet tesiri için fevkalade bir tesire sahiptir. Adeta mıknatıs gibi teshir kuvveti vardır.
Bir kimsenin kalbini teshir ve muhabbetini celbetmek (kazanmak), kalbini kendine musahhar, kendi hükmü altına almak için “Vedûd, Rahîm, Atûf, Raûf” ism-i şeriflerinin zikrine devam etmekte fayda vardır.
Not: Başka birinin nikahı altında bulunan kadın veya erkek için veya meşru olmayan maksatlar için Cenab-ı Hakk’ın isimlerini kullanmaktan kaçınmak gerekir. Çünkü günahtır.
Yâ Vedûd Duası
Arapça Okunuşu
“Ya Vedûd! Ya Vedûd! Ya Ze’l-arşi’l-mecid! Ya Mübdi’, Ya Mu’id! Ya Fe’aalün lima yürid! Es’elüke bi-nuri vechikellezi mele’e erkane arşike ve es’elüke bi-kudretikelleti kadderte biha halkake ve bi-rahmetikelleti vesiat külle şey’in. La ilâhe illâ ente. Ya Muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni! Ya muğis, eğisni!..”
Türkçe Anlamı:
“Ey Vedûd! Ey Vedûd! Ey yüce Arşın Sahibi! Ey kâinatı hiçten ve benzersiz bir şekilde yaratıp bin bir isminin tecellileriyle emsalsiz bir şekilde süsleyen Mübdi’! Ey varlıkları ölümünden sonra yeniden inşa edip dirilten Muîd! Ey dilediği her şeyi yapan! Arşının rükünlerini dolduran Zâtının nûru hürmetine; yarattığın bütün varlıklara hükmeden kudretin hürmetine ve her şeyi kaplayan rahmetin hürmetine istiyorum. Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Ey kendisinden yardım isteyene yardım eden! Bana yardım et. Ey güç durumda olanlara yardım eden ve ummadıkları yerlerden ihtiyaçlarını ellerine veren Muğîs! Bana yardım et!”
El Vedud
وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ إِنَّ رَبِّي رَحِيمٌ وَدُودٌ ﴿٩٠﴾
Vestagfirû rabbekum summe tûbû ileyhi, inne rabbî rahîmun vedûd(vedûdun).
“Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tövbe edin. Şüphesiz Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.”
Hud Suresi 90. Ayet
Kaynakça 1 (*) (Sadreddin-Konevi Esma-ül Hüsna Şerhi)
el-Vedûd, velîlerini seven, velîlerinin de kendisini sevdiği, onlara muhabbet eden ve onların da
kendisine muhabbet ettiği kimse demektir.
Vüd, muhabbetin sâbit olmasıdır.
Dolayısıyla, muhabbet takdir edilmiş olduğu için günahlar bu muhabbete tesir edemez. Çünkü bu
muhabbet, kendilerini uzaklaştırmak ve kovmak için değil, kaza ve kader hükmüyle kendilerine
inmiştir.
Bilinmelidir ki:
“Vüd”, muhabbetin bir mertebesidir. Çünkü muhabbetin dört hali vardır ve her halin bilinmesini
temin eden bir ismi vardır.
Buna göre muhabbet, kalbe ilk düşüş halinde “heva” diye isimlendirilir; bunun ardından, kalpte
yerleşmesi gelir, bu ise “vüd”dür; bunun ardından, bu muhabbetin başkaların ilgilerinden
arındırılması ve temizlenmesi gelir, bu da “hub” diye isimlendirilir; son olarak, seveni sevdiğinden
başka her şeyden habersiz kılacak şekilde kalbi bütünüyle kuşatması gelir ki, bu da “aşk”tır.
Buna göre, el-Vedûd, sevgisi sâbit olan demektir; şu halde Hakkın kullarına muhabbeti sâbittir,
çünkü sanatkar, ürününü sever.
***
Seven, sevilenden rahmet talep eder; şu halde, ilâhî sevginin özlem makâmı, ilk merhamet edilen
şeydir.
Özlem, sevilen ile kavuşmaya duyulan şevkin özüdür. Bu özlemden Hak, sevdiğini müşâhede
ziynetiyle süsler, ona varlık kisvesini giydirir; müşâhede eden ve edilen arasında “ferahlatma”
kaselerini döndürür. Bunun ardından Hak, cemâl bakışlarının işâretleriyle onlara hitap eder; onlar da
haller ve arzu lisanıyla O’na hitap ederler.
Bunun ardından Hak, meselenin seven ile sevilen arasında örtülü kalması için, “O, pek ğafûr/örten
ve vedûd’dur”[82] demiştir. Binaenaleyh Hak, dilsizlik, körlük ve sağırlık perdesinin ardında bile
olsa, sevdiğinin işitmesi, görmesi, lisanı ve bütün melekeleridir.
***
Halk mertebelerinden her bir fert, Hakkın tecellîlerinin kendilerine yansıdığı bir mazhârdır.
Binaenaleyh, sevenlerden bazıları, sevdiğini dünyada müşâhede bilgisiyle tanır; böylelikle onun
bakışlarından lezzetlenir, vakitlerinde ondan nimetlenir.
Bazı sevenlerin işi ise, perde ortadan kalkıncaya kadar, “irfan” halinde bekler. Bu insanlar, perdenin
ortadan kalkmasının ardından görürler ki: Kendileri perdenin ta kendisiymiş.
Şu halde, âlem insandır, insan, onun gözüdür. İnsanlardan (: Hakkı) sevenler ise, göz bebeği
mesafesindedir.
Taalluk:
Allah sevgisinin sende devamlılığı ve O’nun sevdiği niteliklerin hayatında yeşermesi için bu isme ihtiyaç duyarsın.
Tahakkuk:
Vüdd (sevgi, muhabbet), sevgiyi yerleştirmek ve devamlı kılmak demektir. Nitekim “Dağları da birer kazık (yapmadık mı)” (78:7) âyeti buna işaret etmektedir. Âyetteki “evtâd” ın kaynağı “el-vetd”, Arapça “vettede” fiilinden gelmekle ve bunun da sebat ve kararlılık anlamında olan “vedde” ile bağlantısı bulunmaktadır. Yine bu terimde, samimi ve içten bir sevgiyle seven manası yer almaktaır. Vedûd adı ise, sevgisinde kararlı olan demektir.
Tahalluk:
Bir kulun kalbinde, her halükarda Allah sevgisi ve onun sevilmesini emrettiklerinin muhabbeti yerleşmişse, o kimse sevilenlerden olur. Bu şahsın hali, uygun olsun veya olmasın, vedûd olarak adlandırılır.